Şeytanın, "Yapıp Ettiklerimizi" Süslü Göstermesi Hakkında

Kuran, pek çok ayette, şeytanın bir şeyleri süslü göstermesinden söz eder. Eğer kafanı çalıştırmazsan, iradeni sağlamlaştırmazsan, çok rahat onun peşi sıra sürüklenebilirsin. Zaaflarımızın bizi nasıl perişan ettiğine kendimiz tanık olmuşuzdur. Tamam, bunda şeytanın suçu büyük, ama bakın ne diyor şeytan:

İş bitirilince şeytan onlara şöyle dedi: "Allah size hak bir vaatle vaatte bulundu, ben ise vaat ettim ama vaadimden caydım. Benim sizin üzerinizde bir gücüm yoktu. Sizi davet ettim, siz de bana uydunuz. Şimdi beni kınamayı bırakın da kendinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Aslında ben sizin, daha önceden beni şirk aracı yapmanıza karşı çıkmıştım. Muhakkak ki zalimler için acı bir azap vardır." İbrahim Suresi, 22


Şeytan, üzerinizde bir gücüm yoktu diyor, sadece davet ettim diyor, kendinizde suç arayın diyor. Şeytan iş işten geçtikten sonra tam da bunları söylüyor (söyleyecek). Şeytanın suçu yok mu? Var, elbette var. Zaten kendisi Allah’a kafa tutmuş, kıyamete kadar kötülük için çalışan bir zavallı. Peki şeytanın suçu nereye kadar var? Şeytan, allayıp pullayıp gözümüze soktuğu şeyler için suçlu, fakat onun bu oyunlarına kandığımız için biz suçlu değil miyiz? Yukarıdaki ayete bakarsanız, göreceksiniz ki, kötülüğe çağıran bir davetçi olarak sadece şeytan cehenneme gitmemiş. Hayat boyu onun davetlerine uymuş insan ve cin şeytanları da cehennemde. Ve ne diyor şeytan? Birbirimize yardım edemeyiz artık diyor. Demek ki cehennem sadece kaypak şeytan için hazırlanmamış. Onun davetlerine cevap verenler için de hazırlanmış.

Allah'a ortaklar tanıdılar. Peki, her benliğin yaptığı işin başında duranla bunlar bir mi? De ki: "Onları isimlendirin. Yoksa siz Allah'a, yeryüzünde bilmediği bir şey mi haber veriyorsunuz? Yoksa, anlamsız bir laf mı ediyorsunuz?" Hayır, küfre sapanlara, tuzakları süslü gösterildi de yoldan döndürüldüler. Allah'ın şaşırttığına kılavuzluk edecek yok. 

Rad Suresi, 33

Şeytan, kandırmak için dünya hayatını süsler, insanların gerçeğe ulaşmasını engeller. Bir anda şu gelip geçici hayat sana pek çok şey vaat ediyormuş gibi olur. Dünya, sadece senden, hazdan, senin arzularından ibaretmiş gibi bir hava eser. Dünya hayatına ilişkin maddi ve manevi tüm acı ve ızdıraplar yok olmuş gibidir. Şeytan, şu an önünde görmek istemeyeceğin şeyleri sana erteletir. “Boşver çok sorgulama, yaşa işte” der, “öleceksin tamam ama şu anda yaşıyorsun, düşünme öyle şeyler” der. İşte bu an gerçeklerin üstünü örtmeye başladığın andır. Gerçekleri çöpe atarsan, şeytana uyar, sonra da onun peşinden uçuruma sürüklenirsin. Bazı insanlar kötü durumda geçim sıkıntısı çekiyor, bazıları hasta, bazıları ölüyor, bazısının morali bozuk, ama sen sakın bunları görme. Şeytan, “Sen bunları görme” diyor, “sen daha çok gençsin, hastalanmana, ölmene daha çok var. Baksana, hayat güzel, başkaları sıkıntı çekiyor olabilir ama sen çekmiyorsun, paran var, ye, iç, gez, oyna, dilediğini yap. Mesela, dünyayı dolaşmaya ne dersin? Hayat cıvıl cıvıl, hiçbir şeyi kafana takma, kendi mutluluğun için yaşa. A, bak ne kadar cici bir kız, onunla beraber olabilirsin mesela, ne dersin? Hazır yurtdışındayken paranı şu casinoda çoğaltmaya ne dersin? Hem zevkli, hem de ortam güzel. Bütün seçkin insanlar orada para kazanıyor. En güzel kıyafetleriyle, en güzel yiyecekler ve içkilerle oradalar…”  Şeytanda kandırmaca bitmez. Neye zaafın varsa süsler o onu. İçkiye zaafın varsa, o kadehteki rengarenk şemsiyeyle bile çekmeye çalışır seni. Karşı cinse zaafın varsa, bir geniş omuz, bir bakış, bir topuklu ayakkabı işini görür. Kumara düşkünsen, devamlı kumardan köşe olan insanlar olduğunu duyurur, haber verir sana. Daha fazla zengin olmayı, çoğaltmayı, biriktirmeyi zevkli bulursun. Önce birazcık haz, sonra, yiyeceklere zehir katmaya ve para kazanmaya devam. Önce birazcık haz, sonra gelsin hırslar, silah ticareti, bombalar ve savaşlar. Hitler’e de, “Sen bu dünyanın liderisin, tüm dünyaya hükmedecek adamsın” diye süslemiş işte yapıp ettiğini. Hitler’e de böylesini güzel göstermiş zamanında. İşte buna benzer bir olay, Kuran’dan Firavun örneği:

Firavun dedi ki: "Ey Haman, sebeplere/yollara ulaşabilmem için bana yüksek bir kule yap!"

"Göklerin yollarına ulaşırsam, Musa'nın tanrısına da ulaşırım. Ben onun yalancı biri olduğunu düşünüyorum." Firavun'a, yaptığı işin kötülüğü bu şekilde süslü gösterildi de yoldan saptırıldı. Firavun'un tuzağı hep kayıptadır. 

Mümin Suresi, 36 -37

İşte Allah’tan başkasına tapmayı süslü görenlerin örneği:

"Onu ve toplumunu, Allah'ı bırakıp Güneş'e secde eder buldum. Şeytan onlara, yapıp ettiklerini süslü gösterip onları yoldan saptırmış. Artık doğruyu bulamazlar." Neml Suresi, 24

İlla bunu Hitler’de, Firavun’da aramaya gerek yok, işte birçoğumuzun yaptığı şey, sadece ihtiyaç anında Allah’ı hatırlayanların örneği:

İnsanlara zorluk dokunduğu zaman; yan yatarken, otururken, ayaktayken bize yalvarır. Ama sıkıntısını çözdüğümüzde, kendisine dokunan bir zorluk yüzünden bize hiç yalvarmamış gibi çekip gider. Haddi aşanlara, yapmakta oldukları, işte böyle süslü gösterilmiştir. Yunus Suresi, 12

İşte bizden önceki nesillerin örneği:

Yemin olsun Allah'a ki, senden önceki toplumlara da elçiler gönderdik de şeytan onlara amellerini süslü gösterdi. Artık o gün onların dostu o olacaktır. Onlar için acı bir azap vardır.

Nahl Suresi, 63

İşte hayatın tüm zorluklarına karşın Allah’a boyun eğmeyen kibirlilerin örneği:

Zorluğumuz kendilerine gelip çattığında bir sığınabilselerdi! Ne yazık ki kalpleri katılaştı; şeytan, yapmakta olduklarını onlara süslü püslü gösterdi. Enam Suresi, 43

“Yapıp ettiklerimizin süslü gösterilmesi” şöyle bir şey: Sen aslında kötü birisin, kötü fiiller sergiliyorsun, ama şeytan sana onu öyle bir süslüyor ki, sen o fiili iyi bir şeymiş gibi yapmaya devam ediyorsun. Kötü olanı iyi görmeye başlıyorsun. Zorluklar karşısında Allah’a boyun eğmemek bile çekici geliyor sana. Kibirli olduğun için kendinle gurur duyacak hale geliyorsun. Başlıyorsun Allah’a inananları aşağılamaya. Onları hor görmek sevimli bir davranış oluveriyor. Neye niyetin varsa güzel olan o oluyor. Canın nasıl davranmak istiyorsa, en güzel davranış o oluveriyor.

Dünya hayatı inkar edenlere süslü gösterilmiştir; onlar, iman sahipleriyle alay ederler. Takvaya sarılanlar, kıyamet günü onların tepelerinde olacaktır. Allah, dilediğini hesapsız bir biçimde rızıklandırır. Bakara Suresi, 212

Allah’a ve İslam’a iman etmeyen, etmeye de niyeti olmayan birine, şeytanın şunları söylediğinden eminim: “İyi ki Allah’a ve dine inanmıyorsun, bak, yoksa hayatın tadını nasıl çıkartacaktın, nasıl özgür olacaktın? Nasıl karşı cins ile birlikte olacaktın? Hem zaten şu inananların haline baksana. Cahil ve yobaz bunlar. İyisi mi sen böyle özgür özgür devam et…” Ve bu saftirik dinsizler de işlerine geldiği için bu vesveseleri ciddiye alıyor ve yaşamlarına tutarsızlıklar içinde, işlerine geldiği gibi devam ediyorlar. Kendi arzularına göre hareket ediyorlar, kendilerini aklamak için inananları aşağılıyorlar. Oysa gerçeklerin peşinden koşacak olsalar, düşüneyim, araştırayım, dürüst bir akılla olayların ardı sıra gideyim deseler, birçok şeyin zannettikleri gibi olmadığını öğreneceklerdi. Cahil ve yobaz inananlar olmasına rağmen, Allah’ın ve dinin, cahilliği ve yobazlığı değil, tam tersini, öğrenmeyi, araştırmayı ve bağnaz olmamayı öğütlediğini öğreneceklerdi. Hem Allah’a inanıp, hem Kur’an çerçevesinde yaşayıp, hem de hayattan gayet zevk alınabildiğini anlayacaklardı. Allah’ın kısıtladığı şeylerin, zaten yararımıza olmayan, zarar veren, insana kendini kaybettiren şeyler olduğunu görebileceklerdi. Ama onlar, tamamen öylesi işlerine geldiğinden, kendi yapıp ettiklerini, yani yanlış şeyleri güzel gördüler. Siz, Kuran’a uyan, inançlı, ahlaklı, düzgün dostlar ararken, bunlar da kendileri gibi “aldanmış” dostlarla oluyorlar ve durumları daha da işin içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Şeytana kanmış insanların arasındaysan, normalde süslü görmeyeceğin bir şeyi bile cazibeli görmeye başlarsın. Daha fazla çekici olmaya başlar her şey. Eee, madem sen gerçekleri umursamadın, düşünmeye tenezzül etmedin, iyi olanı elinin tersiyle ittin, o halde ahirette de “Beni yoldan çıkardın” diye şeytanı suçlayamazsın!

Biz onları birtakım dostlarla çevreleyip sardık da onlar, önlerinde ve arkalarında ne varsa bunlara süslü gösterdiler. Kendilerinden önceki cin ve insan ümmetleri için hak olan söz, bunlar aleyhine de hak oldu. Çünkü bunlar, hüsrana uğrayanlardı. Fussilet Suresi, 25

Müminler ise, akıllarını ve kalplerini, adil ve kibirsiz bir şekilde çalıştırabildikleri için, Kuran ayetlerini okudukları için, işlerin iç yüzünü bilirler. Allah’ın yasakladığı şeylerin yasak olmasının ne kadar isabetli olduğunu bilirler. Allah onlara olayların iç yüzünü Kuran ile öğretmektedir çünkü. Eğer O’nu dinlersen, bilirsin ki bu hayatta en mutlu olanlar Rahman’ın kullarıdır. Bilirsin ki, mutluluk karşı cins peşinde koşmakla, çok para kazanmakla olmaz. Bilirsin ki, acayip zengin olsan da, her şeyini bu dünyada bırakıp, hiçbir şeysiz gidersin. Rabbimiz, kendi hoşnutluğunu kazanmaya çalışan bir mümin ile, yaptıklarının çirkinliği kendisine süslü gösterilip de boş heveslerine uyanların arasını açıkça ayırıyor. Bu iki gruptakiler bir olmaz diyor. O halde biz de bu ayrımı yapmalı, şeytanın süslediği amellerin peşinden gidenlere “benzemediğimizi” yaşantımızla ispatlamalı; benzeyen kısımlar varsa da tespit edip kendimizi düzeltmenin yollarına düşmeliyiz inşallah.

Rabbinden açık bir kanıt üzere olan, amelinin çirkinliği kendisine süslü gösterilip de boş arzularına uyanlara benzer mi? Muhammed Suresi, 14

Bilin ki, Allah'ın resulü içinizdedir. Eğer o çoğu işte size uysaydı, gerçekten zorlukla karşılaşır, sıkıntıya düşerdiniz. Ama Allah, imanı size sevdirmiş ve onu gönüllerinizde süslemiştir. Ve size küfrü, kötülüğü ve isyanı çirkin göstermiştir. İşte doğru yolda olanlar bunlardır. Hucurat Suresi, 7

(Bu yazımı sitemden de okuyabilirsiniz: http://allahateslim.com/şeytanın-süslü-göstermesi-hakkında)





1 yorum:

  1. Allah Nahl Suresi 99.ayette, şeytanın müminler üzerinde bir gücü olmadığını bildirmiş. müminler, çirkin işleri güzel göstermeye çalışan şeytanın etkisine kapılıp o çirkin işi güzel görmezler.
    veya başka bir ayet ışığından...
    Araf suresi 201.ayette, şeytanın müminleri saptırmaya çalışırken, müminlerin Allah'ı hatırlayarak "gerçeği/doğruyu gören" kişiler olduğundan da bahsedilir. Müminler, şeytan kötülük için çalışırken Allah'ı hatırında tuttuklarından "gerçeği görürler", o çirkinliklerin çirkin olduğunu görürler.

    Umarım, din gününde selam ve esenlik sözünü duyan kişilerden olursun, teşekkürler yol arkadaşım...


    YanıtlaSil