Allah’a Yüzümüz Tutmasa Bile, Allah’a Sığınmaktan Başka Çaremiz Yok!

Kendinizi çok değersiz hissettiğiniz hiç oldu mu? Benim çok oldu. Ama bu değersiz hissediş, genelde başkalarının beni değersiz görmesi ile alakalı değil de benim bizzat kendimi değersiz görmem ile alakalı oluyor. Peki ben niye kendimi değersiz görüyorum? Cevabı çok basit: Allah’tan uzaklaştığım için.

Allah’a doğru atılan her adımda gayet mutlu ve çelişkisiz ilerleyen bu varlık, ondan uzak bir adım atmaya görsün, hemen çelişkilerle dolu bir mutsuzluk batağına doğru batmaya başlıyor.

Hatalar işliyoruz, evet, bunu işlemeyenimiz yok, niye böyleyiz, bilmiyorum ama böyleyiz işte.

En başta şunu bir kafamıza yazalım: Kim olursak olalım, eğer Allah bizi bağışlayıp temizlemezse biz kendi kendimizi asla kurtaramayız, cennete de giremeyiz! Bunu birçok Kuran ayeti ile görebiliyoruz.


Kuran’da bir ayet vardır ki, benim devamlı aklıma gelir ve bence Kuran’ın mükemmel bir kitap olduğunun delillerindendir, Tevbe Suresi 118. ayet. Allah’ın sevmediği davranışlar sergilediğimizde, günaha bulaştığımızda, hem iç dünyamızı gözler önüne seren, hem de ondan daha fazlasını yapıp, ümit verip, yapılacak en akıllıca şeyin yine Allah’a sığınmak olduğunu söyleyen ayet.

Geride bırakılan üç kişinin de tövbesini kabul etmiştir. Bütün genişliğine rağmen yeryüzü onlara dar gelmiş, benlikleri kendilerini sıkıştırmıştı. Kendilerine Allah’tan başka bir sığınak olmadığını anlamışlardı. Sonra onlara tövbe nasip etti ki, eski hallerine dönsünler. Hiç kuşkusuz, Allah, tövbeleri çok çok kabul eden, rahmeti sınırsız olandır. Tevbe Suresi, 118

Şu ayetin güzelliğine bakın. Allah, Tevbe suresinde dönemle alakalı bir şeyler anlatırken arada böyle dehşet sözler söylüyor. Tarihselcilere kalsa bu sözler o dönem adamlarına söylendiği için hemen at çöpe gitsin! Ama yok! Bu ayet şu zamanda yaşayanların ve gelecekte yaşayacak Müslümanların o kadar çok işine yarayacak ki!

“Kendilerine Allah’tan başka bir sığınak olmadığını anladılar…” Hayatın sırrını abuk sabuk insanların boş kitaplarında aramaya gerek yok. Çünkü hayatın sırrı Kuran’da. Allah’ın öfkesinden kurtulmak için yine Allah’a sığınmaktan başka çaremiz yok.

Kuran, genel olarak battı balık yan gider kafasına karşı çıkar. Yani, “Kötülükler işledim, kötü biri oldum, sonra da bu kötülüklerden kendimi kurtaramayacağımı anlayıp ipin ucunu bıraktım,” anlayışını Kuran paramparça eder.

Onlar, çirkin bir iş yaptıklarında yahut benliklerine zulmettiklerinde, Allah'ı hatırlar da günahları için af dilerler. Günahları Allah'tan başka kim affeder ki? Ve onlar yaptıklarında bile bile ısrar etmezler.
Ali İmran Suresi, 135

Yani şunu söylemeye çalışıyorum: Yanlışlarında bile bile ısrar etsen bile, tövbeni bozsan bile, hiç işlemediğin bambaşka yeni bir suç işlesen bile, hangi çukurun içerisine düşersen düş, oradan kalkmak için yine Allah’a mahkumsun. Battı balık yan gider deyip, Allah’a karşı çok suç işledim yüzüm yok deyip, Allah’tan büsbütün uzaklaşmak yerine, bir an önce O’na sığınmak çok daha karlı olacaktır, çünkü eninde sonunda sığınacağın tek kapı O olacak. Burada olmasa ahirette. Her an ölme ihtimalimizi de göz önünde bulundurduğumuzda, gerçekten en mantıklı seçenek yine yeni yeniden Allah’a sığınmak görünüyor. Yoksa, nasıl olsa suça battım diyerek şeytanın ardı sıra sürüklenmek suçumuzu artırmaktan ve Allah’a daha mahcup olmamızı sağlamaktan başka bir işe yaramayacak.

De ki: Ey nefisleri aleyhine haddini aşmış olan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah, günahları tümden affeder. O çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir. Zümer Suresi, 53

İşte ayeti gördünüz! “Eyvah, ben şimdi n’apıcam, Rabbime karşı mahcup oldum,” mu dediniz? Topla kendini, hemen Allah’a sığın, şeytanı takip ederek daha fazla vakit kaybetme! Rabbinden kaçışın yok! Her hatanla, yaptıklarınla, yapacaklarınla, her şeyinle O seni zaten biliyor! Sen de O’nun seni çok iyi bildiğini bil ve O’na sığın, af dile. Zaten af dilemekten başka ne yapabilirsin ki? Artık olan oldu.

Eğer Allah, insanları, kazandıkları yüzünden hesaba çekseydi, yerkürenin sırtında hiçbir canlı bırakmazdı. Ne var ki, onları belirli bir süreye kadar, ecelleri gelinceye kadar erteliyor. Allah, kullarını iyice görmektedir. Fatır Suresi, 45

Bu ayet gösteriyor ki, hiç kimse sütten çıkma ak kaşık değil! Fakat bu sakın size bir gevşeklik getirmesin! “Nasıl olsa herkes suçlu, ben de suçuma devam edeyim,” demeyin sakın! Allah dilediğini elbette bağışlar ama acaba seni bağışlayacak mı? İşte bundan ürpermelisin. Sence böyle art niyetli bir düşünceyle hareket edeni Allah ne kadar bağışlar, düşün taşın?

Ey iman edenler! Şeytanın adımlarını izlemeyin. Kim şeytanın adımlarını izlerse, şeytan ona iğrençlikleri ve kötülüğü emreder. Allah'ın lütuf ve rahmeti üzerinizde olmasaydı, içinizden tek kişi bile sonsuza dek temize çıkamazdı. Ama Allah dilediğini arıtıp temizliyor. Allah her şeyi işitiyor, her şeyi biliyor. Nur Suresi, 21

Kendimizi asla aklayamayız, ancak dilerse Rabbimiz bizi aklar. İşte ayet Allah bizi temizlemese tek kişinin bile temize çıkamayacağını söylüyor! Hiçbirimiz temiz değiliz, hepimizin kirleri var, ama en az kirli biz olabiliriz. Bunun savaşını verebiliriz. Allah’a yüzüm yok diyip de O’ndan yüz çevirmemiz, O’ndan köşe bucak kaçmamız anlamsız. Çirkinliklerimizi ancak Allah örtebilir, günahları ancak O affedebilir.

 “Ben bunca günahtan sonra bu rezil benliğimle Allah’a nasıl yönelirim,” mi diyorsun? Mecbur yöneleceksin işte! Merak etme Allah trip atmaz! Madem yüzün yok, O’nun karşısında mahcupsun, o zaman öyle bir mümin ol ki O’nun seni sevmesini sağla! Başarılmayacak bir şey değil. Peygamberlerin bile peygamber olmalarına rağmen hataları oldu ama vazgeçip Allah’a yöneldiler ve “peygamber” olmaya devam edebildiler.

Ey iman sahipleri! Allah’a karşı takva sahibi olursanız, Allah size hakla batılı/iyiyle kötüyü ayırma gücü verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allah, o büyük lütfun sahibidir. Enfal Suresi, 29