Neden Yemek Duası Yapmıyoruz?

Nerdeyse iki yabancı filmden birinde olan sahnedir bu. Tüm aile yemek masasında toplanmıştır ve dualarını ederler: “Bu nimetleri verdiğin için sana sonsuz teşekkürler Tanrım…” Sonra da güzelce yemeklerine yumulurlar.

Ben bu sahneyi çok beğeniyorum. Böyle sahneler görünce çok mutlu oluyorum. Allah’ın verdiği sayısız nimet masanın üstünde beklerken, birazdan hepsi göbeğinize inecekken, siz bunları Allah’ın verdiğinin bilincindesiniz ve gönülden bir şekilde O’na diyorsunuz ki: “Teşekkürler Allah’ım, çünkü bize bu güzel, harika, leziz, mucizevi yiyecekleri veriyorsun…” İşte bu çok güzel. Yemeğe başlamadan önce Allah’ı anmak. Yatmadan önce Allah’ı hatırlayıp yatmak, kalkınca yine O’nu anmak. Bir şey yiyip içerken devamlı Allah’ı hatırlamak… Sizce de şahane olmaz mı? Niye böyle hayırlı kullar olmayalım ki? Önümüze gelen yemeği hapur hupur mideye indirmek ile, tüm o rızıkları Allah’ın verdiğinin bilincinde olarak yemek farklı şeylerdir. Önce bir güzel Allah’ı analım, sonra yemeğe saldırabiliriz, sorun yok, kimse önümüzden almayacak o yemekleri. Allah, kendisini sıklıkla anmamızı istiyor, o halde böyle bir alışkanlık edinmek hiç de fena olmayacaktır.

Tabi biz genelde yabancı filmlerden böyle şeyler almayız, mesela bunun yerine gider filmdeki küfürleri falan öğreniriz. Ama keşke böyle yapmasak, insanların güzelliklerini alsak, insanlara güzellik versek…

O halde, O'nun ayetlerine inanıyorsanız, üzerine Allah'ın adı anılmış olanlardan yiyin. En’am Suresi, 118

Kuran’daki bu tarz emirleri farklı yorumlayanlar olsa da ben bire bir alıyorum ve yediğimizin üstüne Allah’ı anmamız gerek diye düşünüyorum. Unutulan veya bilinmeyen emirlerle alakalı, bu emirlerin kuran'da geçiğini kaç kişi biliyor yazısını tavsiye ederim. 

Ayrıca, Allah’ın namaz kılınması emrettiği vakitler ve namaz kıl diye adlandırmadan sadece tespit et diye emrettiği bazı vakitler vardır. Tespih Allah’ı övmek, yüceltmek demektir. Kişi bu tespih ibadetinde Allah’ın sıfatlarını okuyarak, kendince oluşturduğu Allah’ı öven dualarla, Kuran’da Allah’ı öven ayetlerle de yapabilir dilerse namaz da kılabilir. Bu konu hakkında da şu yazıyı okuyabilirsiniz:


Herkese sağlıklı, mutlu ve Allah’ı anmalı öğünler…

Yazılarımın tümünü sitemden de takip edebilirsiniz: http://allahateslim.com/



Yetimin Başını Okşa Okşa Nereye Kadar?

Her Cuma hutbesinde duyduğumuz bir başka ehli sünnet hurafesi de yetim başı okşamaktır. “Kim Allah rızası için yetim başı okşarsa elinin dokunduğu her saç teli için sevap kazanır” benzeri insanlara bonus sevaplar kazandıran uydurma hadislerle de bu olay desteklenir.

Kur’an yetimler hakkında pek çok güzel şey öğütler ve bunların çoğu maddiyatla, onların mallarının korunmasıyla ilgilidir. Yetimler, bonus sevap çıkarları doğrultusunda “Başını okşa ve geç” ile savılabileceklerden değil, Allah’ın kıymet verdiği, belki de ilerde hayırlı kullar olabilecek kardeşlerimizdir. 

Ehli sünnet, anlam veremediğim bir şekilde her yetimlerden bahsedişinde devamlı yetim başı okşamaktan söz ediyor. Yetimin derdi kafasının okşanması mı yoksa korunup ihtiyaçlarının karşılanması mı? Allah Kuran’da yetimleri okşayın mı diyor yoksa bizden yetimlere iyi davranmamızı, onlara zekat vermemizi, onları işe yarar hale getirmemizi, malları varsa mallarını korumamızı mı istiyor?

Yetimin malına yaklaşmayın. Ancak rüştüne erişinceye kadar, güzel bir yolla ilgilenebilirsiniz. Ahdinize vefalı olun çünkü verilen söz sorumluluk gerektirir. İsra Suresi, 34

Yetimlere mallarını verin. Temizi pise değişmeyin. Yetimlerin mallarını kendi mallarınıza katarak yemeyin. Bunu yapmak gerçekten büyük bir vebaldir. Nisa Suresi, 2

Dünya ve ahiret hakkında... Sana yetimlerden de soruyorlar. De ki: "Onları, işe yarar hale getirmek kendileri için daha hayırlıdır. Eğer onlarla bir arada yaşarsanız, onlar sizin kardeşlerinizdir." Allah, bozguncuyu barışseverden ayırmasını bilir. Eğer Allah dileseydi, sizi zora sürerdi. Allah, tüm onurların sahibi, tüm hikmetlerin sahibidir. Bakara Suresi 220

Bedava baklava görünce üzerine çullanıp birbirimizi ezdiğimiz gibi, bedava sevap kapısı görünce de hemen sahipleniyoruz. Yetimin başını okşa-geç, oh ne güzel, beleş sevap. Cepten hiç para da çıkmıyor. Bize böyle şeylerle gel canımızı ye imam efendi...

Fakat cebinde akrep olan arkadaşlar inanın ki İslam bunun tam tersini söylüyor. Sevdiğiniz şeylerden harcamadıkça iyiliğe eremezsiniz diyor. Bizim de en sevdiğimiz şey para olduğuna göre para harcamamız icap ediyor. İşinize gelirse…

Sevdiğiniz şeylerden bağışta bulunmadıkça hayra ermiş olmazsınız. Sizin hayır için harcadığınız her şeyi ise Allah bilir. Ali İmran Suresi, 92

Biz her ne kadar umursamasak da, Kuran’da yetimler konusu birçok ayette geçen önemli bir konu. Bu kadar kısa bir yazıyla elbette analiz edilemez. Allah’ın, yetimlerin korunmasıyla ilgili mükemmel emirleri var Kuran’da. Düşünün ki, çok eşlilik bile yetimler arasında eşitsizlik şartına bağlanmış. Kuran’ı adamakıllı okuyan her insan şunu görebilir ki; Kuran kadınları koruduğu gibi, yetimleri de koruyor. Aksini söyleyen Kuran’ı çarpıtıyordur. Ve ey dini bilgisi sadece Cuma hutbelerinden ibaret olan Müslümanlar! Bilin ki yetim başı okşamakla sevap olmaz. Yetim için harcamakla, yetimi kollamakla sevap olur.

Maun suresiyle bitirelim:

Dini yalanlayanı gördün mü?

İşte odur yetimi itip kakan.

Yoksulu doyurmayı özendirmez o.

Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki,

Namazlarından gaflet içindedir onlar!

Onlar gösteriş yapmaktadırlar.

Ve yardımlaşmaya engel olurlar.