Boş Konuşmaktan Vazgeçiremediklerimizden misiniz?

Dünya hayatında defalarca ve defalarca boş konuşmalara, içinde olmak istemediğimiz muhabbetlere maruz kalıyoruz. Ana babamızdan, eşimizden, çocuğumuzdan, iş arkadaşımızdan, komşumuzdan, televizyondan, internetten, tanımadıklarımızdan... Hatta birçok zaman Allah’ın ayetlerini göz ardı edip, biz de onlara katılıyoruz ve onlara benziyoruz. Keşke Kuran ayetleri, Allah’ın önerileri akıllardan çıkmasa, boş boş gereksiz sohbetler son bulsa veya en azından müminler boş konuşmalardan ve boş konuşanlardan kendilerini alabilseler... 

Onlar yalan yere şahitlik etmezler. Boş lakırdıya rastladıklarında onurlu bir şekilde geçip giderler. Furkan Suresi, 72 


Boş yaşamayı ve haliyle boş konuşmayı yaşam gayesi edinmiş ve siz boş yaşayıp boş konuşmuyorsunuz diye sizi beğenmeyip eleştiren, kendilerine benzemenizi isteyen boş insanlarla dolu çevremiz. İnşallah Allah’ı dinler de, boş insanlara uymaz, boş konuşmalarına kanmaz ve ne boş konuşur ne de boş konuşana pas veririz. 

Boş lakırdıyı duyduklarında, ondan yüz çevirir şöyle derler: "Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz size. Selam olsun hepinize. Biz cahilleri önemsemeyiz." Kasas Suresi, 55 

Boş konuşmak bugüne kadar bize ne kazandırdı ki? İnsanlara güzeli, yararlı olanı söylemek varken, boş konuşmalarla hayatlar boşa çıkıyor ve bitiyor. 

Onur ve yücelik isteyen bilsin ki, onur ve yüceliğin tümü Allah'a aittir. Güzel söz Allah'a yükselir. İyi amel de güzel sözü yüceltir. Kötülükleri planlayanlara şiddetli bir azap vardır. Bunların planları boşa çıkacaktır. Fatır suresi, 10 

Tabi önce kendimiz gereksiz konuşma yapmayarak başlamalıyız işe. Yaptıklarımızın ve söylediklerimizin kayıt altında olduğunu düşünürsek belki daha dikkatli olabiliriz. 

Sağında ve solunda oturmuş iki görevli, kayıt yapmaktadır. Bir söz sarfetmeye dursun, yanındaki gözcü hemen zaptediverir. Kaf Suresi, 17-18 

Farklı farklı ayetlerde cennetten “boş sözün işitilmediği yer” diye bahsediliyor. Ne ilginç! Ne güzel! Allah, bu derdimizi de bildiği için defalarca bundan bahsetmiş. Hiç bahsetmeyebilirdi. Kuran, ihtiyaçlarımızı bilmeyen biri tarafından indirilmiş olsaydı, büyük ihtimalle içinde cennetle alakalı böyle bir vaat olmayacaktı. 

Ne boş bir laf işitirler orada ne de günaha sokacak bir şey. Vakıa Suresi, 25

Orada bir kadeh tokuştururlar ki, içinde ne bir boş laf var ne de günaha sokuş. Tur suresi, 23 

Orada boş lakırdı değil, yalnızca "selam" işitirler. Orada kendilerinin sabah, akşam, rızıkları da hazırdır. Meryem Suresi, 62 

Orada boş bir söz işitmez. Ğaşiye Suresi, 11 

Dünyadaki boş insanlardan ve lakırdılarından yılmış durumdayız. Dünya boş insanlarla dolu oldukça bundan kurtuluşumuz yok. Boş konuşmalardan hoşlanmayan müminler için bu bir dert. Ama eğer inşallah sabreder ve Kuran’a uymayı başarabilirsek, hoşlanmadığımız boş sohbetlerin de boş ve kötü insanların da tümünü temelli geride bırakabiliriz. 

Orada ne bir boş söz duyarlar ne de bir yalan. Nebe Suresi, 35



Cehennemden Cennete Geçiş Var mı? Eninde Sonunda Herkes Cennetlik mi Olacak? Cennet Cehennem Sonsuz mu?


Kuran, cehennemden cennete geçişten veya eninde sonunda herkesin cezasını çekip cennetlik olacağından söz etmez. Unutmamalıdır ki, cehenneme gidenler "kötü" oldukları için gidiyorlar. Hapis cezası biten ve dışarı çıkan bir tecavüzcünün, sırf ceza süresi bitti diye iyi birine dönüşmeyeceği gibi, hiçbirimiz cehennemliklerin azap gördükleri için iyi insanlar olacaklarını ve cennetle ödüllendirileceklerini söyleyemeyiz.

Kuran’da, onlarca ayette azabın da ödülün de sürekli olduğu geçer:

Suçlular, cehennem azabında ebedi kalıcıdırlar. Zühruf Suresi, 74

Kalbinde zerre kadar iman bulunan kişi cehennemden kurtulur iddiasının da hiçbir dini dayanağı yoktur. Böyle Kuran'da olmayan ifadeler tamamen uydurma hadis kaynaklı, Kuran'a dayandırılamayan iddialardır.

Hadi girin cehennem kapılarından; sürekli kalacaksınız orada. Gerçekten kötü yermiş kibre sapanların barınağı. 
Nahl Suresi, 29

Kuran'a göre cehennem bir arkadaşa bakıp çıkabileceğiniz bir yer gibi görünmüyor. Kuran’da, ‘Cezası bitenler cehennemden çıkarılıp cennete koyulurlar’, ‘Cehennemden cennete geçiş’, ‘Eninde sonunda herkesin cennetlik olması’ gibi ifadeler yoktur. Aksine, geçici bir süre cehennemde kalacağını düşünenlere, "Allah katından bir söz mü aldınız?" diye sorar ve ebedi kalışlardan söz eder:

“Sayılı günlerden başka bize ateş dokunmaz,” dediler. De ki: “Allah katından bir söz mü aldınız? Eğer öyleyse Allah sözünden dönmez. Yoksa Allah'a karşı bilmediğiniz şeyi mi söylüyorsunuz?”

İş onların sandığı gibi değil. Kötülük ve çirkinlik kazanan, suçu kendisini kuşatmış olan kişiler, ateşin dostudurlar. Sürekli kalacaklardır orada.

İman edip güzel işler yapanlar ise Cennet ehlidir; onlar da orada sürekli kalırlar. Bakara Suresi, 80-82

Orada sürekli kalıcıdırlar; ne azap hafifletilecektir onlardan ne de yüzlerine bakılacaktır onların.
Ali İmran Suresi, 88

Kuran'da "gökler ve yer durdukça" cennettekilerin cennette, cehennemdekilerin ise cehennemde kalacağı belirtilir fakat "Rabbinin dilemesi hariç" diye de eklenir:

Mutsuz olanlar ateştedir. Onlar orada çok zor bir şekilde soluk soluğa nefes alıp verirler.

Rabbinin dilemesi hariç, gökler ve yer durdukça onlar orada hep kalacaklardır. Rabbin dilediği şeyi yapandır.

Mutluluğa erdirilenlere gelince, onlar cennettedirler. Rabbinin dilemesi hariç gökler ve yer durdukça onlar hep orada kalacaklardır. Kesintisiz bir lütuf olarak...

Hud Suresi, 106-108

Bu ayetlerde "Rabbinin dilemesi hariç" ifadeleri geçiyor. Bu ifadeden, her şeyin, her zamanki gibi ahirette de Rabbimizin elinde, O'nun dilediğine göre olduğunu anlıyoruz. Bundan daha fazlasını söylemek bize düşmez.

...Buyurur ki: "Barınağınız ateştir. Dilediğim zamanlar hariç orada süreklisiniz." Şüphesiz Rabbin hüküm ve hikmet sahibi olandır, bilendir. En'am Suresi, 128


Bu konuyla ilgili Kuran'da bir de "yapmış olduklarınız kadar cezalandırılırsınız" ifadesi geçer. Bazıları bu ifadeyi cezasını çekenin cehennemi terk etmesi gerektiği ile bağdaştırabilir fakat bu işin aslını Rabbimiz bilir. Yapıp ettiklerimizle cezalandırılıyorsak, kimse yapıp ettiklerimizle sonsuz bir cezayı hak etmediğimizi söyleyemez.

İyilik getirene ondan daha hayırlısı var. Kötülük getirenlere gelince, kötülükleri yapanlar ancak yaptıklarının cezasını görürler. Kasas Suresi, 84 (Benzeri ayetler: Neml Suresi, 90, En'am Suresi, 160, Yunus Suresi, 27)

Konuyla ilgili Kuran özetle şunu söylüyor:

1- Kuran'da, cennet ve cehennemin sürekli olduğundan söz eden ayetler vardır.

2- "Allah'ın dilemesi hariç" ifadesinden anlıyoruz ki, Allah bizi istese cennet ve cehennemden çıkartabilecek güce sahiptir. Bu ifadenin hikmetlerini en iyi Rabbimiz bilir. Allah kimseye haksız yere ceza vermez. 

3- Cennet ve cehennem hakkında çok ayet olmasına rağmen cehennemden cennete geçiş diye bir konu Kuran'da anlatılmaz.

4- "Kim iyilik getirirse, kendisine getirdiğinin on katı vardır. Kim kötülük getirirse, ancak dengiyle cezalandırılır ve kendilerine haksızlık edilmez. En'am Suresi, 160" ve benzeri ayetler, cezası bitenin cennete geçeceğinin kanıtı değildir. Pek ala cezamız, yani hak ettiğimizin karşılığı, sonsuz azap da olabilir, zaten daha çok buna atıf vardır. 

Onların Rableri katında ödülü, içinden ırmaklar akan, içinde sürekli kalacakları Adn cennetleridir. Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte bu, içi ürpererek Rabbine saygı duyan kişi içindir.  Beyyine Suresi, 8

Tartıları hafif gelenler ise kendilerini kayba uğratanlar, sürekli cehennemde kalanlar olacaklardır. Müminun Suresi, 103

Yani, "Cezamı cehennemde çekip bitiririm, sonra da cennete girer, paşa paşa keyfime bakarım" düşüncesinden kurtulmamız gerekiyor. Çünkü böyle bir şey Kuran'da geçmiyor. Allah, bu konuda bir söz vermiyor. Aksine, geçici bir süre cehennemde kalacağını düşünenlere, "Allah katından bir söz mü aldınız? Bakara Suresi, 80" diye soruyor. 

Bir de, "Allah'tan ümit kesilmez, o halde Allah bizi cehennemden de kurtarabilir," düşüncesinde olanlar var. Oysa Kuran'a bakarsak görürüz ki, cehennemi boylamış biri için artık ümit yoktur. Sen, Allah’tan ümit kesmeyecek kadar takvalı, bu kadar Allah'a güvenen, sakınan biriysen cehennemde ne işin var ki zaten? Allah, iman edip sakınanları kurtaracağını söylüyor. Siz önce Allah’ı umursamayıp cehennemi hak edin, sonra da orada Allah beni kurtarsın diye duaya koyulun! Allah, cehennemde bile benden ümit kesmeyin demiyor, tam aksini söylüyor, “Sizi unutuyoruz, sabretseniz de sabretmeseniz de bir,” diyor!

"Allah bize kılavuzluk etseydi elbette biz de size kılavuzluk ederdik. Şimdi inleyip feryat etsek de sabretsek de bir. Sığınacak hiçbir yerimiz yok." İbrahim Suresi, 21

"Dalın ona! Artık ister sabredin ister sabretmeyin. Sizin için hepsi birdir. Siz ancak yapıp ettiğiniz şeylerin karşılığıyla yüz yüze geleceksiniz." Tur Suresi, 16

Şöyle denilir: "Unutuyoruz sizi bugün! Tıpkı sizin, bugününüze kavuşmayı unuttuğunuz gibi. İşte böyle! Sığınağınız ateştir; hiçbir yardımcınız da olmayacaktır." Casiye Suresi, 34

Müminler, son pişmanlığın fayda vermeyeceğini bilirler. Allah’tan ümit kesmemeyi henüz hayattayken yaparlar, O’na layık bir kul olmaya çalışırlar. Herhangi bir sıkıntıda Allah'tan ümit kesmezler ve günahlarının bağışlanması hususunda da ümitlerini yitirmezler.

Konumuzla ilgili, “Sonsuz azap adaletsizlik mi?” yazısını Pınar Evrende blogundan okuyabilirsiniz: http://evrendepinar.blogspot.com.tr/2015/04/sonsuz-azap-adaletsizlik-mi.html