İslam İnancına Ters Deyimler

Müslümanların sıklıkla kullandığı fakat İslam inancına ters pek çok cümle, deyim mevcut. Ben burada birkaç tanesine değineceğim. 

1- Senden gelecek hayır Allah’tan gelsin! 

Bu sözü, bize bir hayrının dokunmadığını düşündüğümüz insana söyleriz. Senden gelecek hayır Allah’tan gelsin deriz. Yani mealen diyoruz ki; “Allah’ın bana bir hayrı yok. Senin de bana bir hayrın yok. Ama sen Allah’tan daha betersin! Senden gelecek iyilik Allah’tan gelsin. Yani senden gelmesin de, Allah’tan gelecek o uzak hayra bile razıyım!” 

Allah’a inanan biri bu cümleyi nasıl söyler akıl alacak gibi değil. Bazı Türk filmlerinde falan da duyarız böyle cümleler. Bazı senaristler düşüncesiz olabilir fakat biz hiç mi bakmıyoruz içinde Allah kelimesi geçen sözümüzün nereye gittiğine? Tüm hayırlar zaten Allah’tan gelir. Başkalarından geldiğini düşündüklerimiz de Allah’tan gelir aslında. Bize yardım edebilecek olan sadece Allah değil midir? Peki sizce Allah bize hiçbir hayır vermek istemeyen, eli bağlı biri midir? Elbette hayır, Allah, bu kötü sözleri sarfedenlerin düşündüklerinin aksine cömerttir, bol bol bağışta bulunandır. Maide Suresi 64. Ayette, Allah’ın cimri, vermek istemeyen, elleri bağlı biri olduğunu söyleyen Yahudilerin bu sözlerinden ötürü lanetlendikleri geçer: 


Yahudiler dediler ki: "Allah'ın eli bağlıdır." Kendi elleri bağlandı! Söylemiş oldukları yüzünden lanetlendiler. Söylediklerinin aksine, Allah'ın iki eli de alabildiğine açıktır; dilediği gibi bağışta bulunur… Maide Suresi, 64 

Senin Rabbin, insanlara karşı gerçekten lütufkârdır; fakat çokları şükretmezler. Neml Suresi, 73 

Allah, kullarına çok lütufkârdır; dilediğini rızıklandırır. O'dur en güçlü, O'dur en yüce... Şura Suresi, 19 


2- İşimiz Allah’a kaldı! / İşimiz Allah'a kaldıysa yandık!

İslam’a göre öyle hatalı cümleler ki bunlar. Allah’a kalmamış bir iş var mıdır acaba? İşimiz Allah’a kaldı demek, Allah’ı son çare olarak görmektir. Oysa gerçek inananlar, ellerinden gelen çabayı gösterir fakat Allah’ı tüm bu olayların dışında tutmazlar. Allah’a sığınıp, güvenip, hayırlısını isterler. Allah dilerse olur, dilemezse olmaz derler. Aslında Allah’ı hayatımıza katmadıkça, Allah’a hayatımızda yer vermedikçe böyle sözler söylememiz çok normal. Bu cümleyi sarf etmeyi, Allah’a karşı yapılmış bir saygısızlık olarak görüyorum. Önce başkalarından değil, önce Allah’tan beklemeliyiz her ne bekliyorsak. İşimizin Allah’a kalmasının nesi kötü ki? Bize O’ndan başka kim yardım edebilir? İşin Allah’a kalması olumsuz bir şey değildir ki. 

Allah sana bir zarar dokundurursa, onu kaldıracak olan başkası değil, yine O'dur. O sana bir hayır dilerse, O'nun lütfunu reddedecek yoktur. Kullarından dilediğini lütfuyla nasiplendirir. Çok affedicidir O, Şefkatli olandır. Yunus Suresi, 107 

Yardım yalnız ve yalnız Allah katındandır. Enfal Suresi, 10 


3- İşimiz Allah’a kaldıysa olmuş bil! 

Şems-i Tebrizi’ye atfedilen bu söz ise, “işimiz Allah’a kaldı” sözü nasıl ümitsiz, garip bir sözse, işte onun tam zıttı bir söz. Çünkü herkesin her işi Allah’a kalmıştır ve bu işlerden birçoğu gerçekleşememektedir. Niye ümit edip sabırla beklemek yerine ya ümidimizi komple kırıcı ya da fazla ümit verici böyle sözler söylüyoruz ki? Zaten tasavvufta buna benzeyen, gerçeğe uzak mistik sözlere sıklıkla rastlanır. 

Bu söz, “Allah’ım sen şüphesiz dualarımızı kabul edensin” demekle aynıdır. Oysa bu söz de hatalıdır, çünkü Allah duaları kabul etme sözü vermez. Duaları duyar, cevap verir ama tüm duaları kabul edeceğini söylemez. Allah ister lütufta bulunur kendisinden istediğimizi verir, ister bizi imtihana tabi tutar vermez. Veyahut vermemesi bizim için daha hayırlı da olabilir. Allah, bu dünyada her istediğimizi gerçekleştireceğinin sözünü vermemektedir. 

Allah size yardım ederse hiç kimse size galip gelemez. Eğer sizi yüzüstü bırakırsa O’ndan başka size kim yardım edebilir? Artık müminler yalnız Allah’a güvenip dayansınlar. Ali İmran Suresi, 160 

İnşallah bu yazıyı okuduktan sonra, iyice düşünür, bir mümine yakışmayacak bu garip cümlelerden kurtulur, Allah’a saygı gösteren kullar oluruz.


Yahudiler ve Hristiyanlar Cehenneme mi Gidecek? Yahudileri ve Hristiyanları Dost Edinmeyin Ayetinden Ne Anlamalıyız? Allah Katında Din İslam mı?

Önce Kuran’dan konuyla ilgili ayetleri verelim:

Allah katında din İslam’dır/Allah'a teslim olmaktır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki azgınlık/haset yüzünden ihtilafa düştüler... Kim Allah’ın ayetlerine nankörlük ederse, Allah hesabı çabucak görecektir.

Ali İmran Suresi, 19

Kim İslam'dan/Allah'a teslim olmaktan gayrı bir din ararsa artık o, ondan asla kabul edilmeyecektir. Ve o, âhirette hüsrana düşenlerdendir.

Ali İmran Suresi, 85

"Allah katında din İslam mı?" konulu detaylı yazımı şuradan okuyabilirsiniz: http://allahvar.blogspot.com.tr/2016/07/peygamberler-ve-ayn-din-tum_11.html


İslam, Allah’a teslim olmak demektir. Tüm Peygamberler insanları Allah’a teslim olmaya davet etmişler, Hristiyanlık, Yahudilik gibi farklı farklı dinler yaymaya çalışmamışlardır. Fakat zulmedenler, sonradan, dinlerini yozlaştırmış ve kendilerine başka başka isimler takmış, parçalanmışlardır. 

Kuran, her konuda olduğu gibi bu konularda da bütünlüğü içerisinde ele alınmalıdır. Kuran’a göre, Yahudi ve Hristiyan topluluğundan Allah’a gerçekten teslim olmuş bazıları da cennete gidebilecektir. Müslümanlar, “Yahudi ve Hristiyanlar cennete giremez,” diyerek, aslında şu ayetteki, Yahudi ve Hristiyanların düştüğü hataya düşüyorlar: 

"Yahudi veya Hıristiyanlardan başkası cennete giremez," dediler. Bu, onların kuruntusudur. De ki: "Doğru sözlüler iseniz delilinizi getirin."

Bakara Suresi, 111

Görüldüğü gibi, Yahudi ve Hristiyanlar da, kendilerinden başkalarını cennete layık görmeyip dinlerinde bir yalan uydurmuşlar. Allah ise onlardan delil istiyor. Zaten biz de, “Yahudi ve Hristiyanlar cennete giremez,” diyen Müslümanlardan delil istiyoruz, ama bir delilleri yok. Kuran şunu söyler:

Şu bir gerçek ki, iman edenlerden, Yahudilerden, Hıristiyanlardan, Sâbiîlerden Allah'a ve ahiret gününe inanıp barışa ve hayra yönelik iş yapanların, Rableri katında kendilerine has ödülleri olacaktır. Korku yoktur onlar için, tasalanmayacaklardır onlar.

Bakara Suresi, 62

Bu ayeti dile getirince bazı Müslümanlar, bu ayette bahsedilen cennete gideceklerin, Peygamber dönemindeki Hristiyan ve Yahudiler olduğunu iddia etmektedirler, fakat bu iddialarının da Kuran’dan bir delilini gösterememektedirler. Kuran, açık açık Hristiyan ve Yahudilerin de cennete gideceğini müjdelemektedir. “Sadece Peygamber zamanındaki Yahudi ve Hristiyanlar cennete girecektir,” şeklinde bir ayet yoktur.

Şu bir gerçek ki, iman edenler, Yahudiler, Sâbiîler ve hıristiyanlardan Allah'a ve âhiret gününe inanıp hayra ve barışa yönelik iş yapanlar için korku yoktur. Tasalanmayacaklardır onlar.

Maide Suresi, 69

Sadece Allah’a inanıp, dosdoğru hareket eden, Allah’a ortak koşmayan, Allah’ı anan, ahirete iman eden, meleklere, kitaplara, peygamberlere iman eden, iyilik eden, kötülükten uzak duran insanlar hangi toplulukta doğarlarsa doğsunlar, Allah’a teslim olmuşlardır. Şüphesiz ki, kimin samimi bir şekilde kendisine teslim olup olmadığını en iyi Allah bilmektedir.

Kuran, Yahudi ve Hristiyan topluluğun, çoğunun yoldan çıkmış olduğunu ama hepsinin bir olmadığını söyler:

Kitap halkından öylesi var ki kendisine yığınla emanet bıraksan sana aynen öder. Fakat onlardan öylesi de var ki kendisine bir Dinar emanet etsen, başına dikilip durmadıkça geri ödemez. "Ümmilere karşı bizim bir sorumluluğumuz yok" dedikleri için böyle davranıyorlar ve Allah'a karşı bile bile yalan söylüyorlar.

 Ali İmran Suresi, 75

Hepsi bir değildir. Kitap verilenler içinde gece vakitlerinde Allah'ın ayetlerini okuyup secdeye kapanan doğru bir topluluk vardır.

Allah'a ahiret gününe inanır, iyiliği emreder, kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar ve hayırlara koşuşurlar. İşte onlar, iyi kimselerdendirler.

Ne hayır işlerlerse, asla karşılıksız bırakılmayacaktır. Allah, takva sahiplerini çok iyi bilir.

Ali İmran Suresi, 113-115

Yahudi ve Hristiyanların cennete giremeyeceğini iddia edenlerin bir başka delili ise, ”Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin” ayetidir. Önce bu ayeti, sonra da bundan birkaç ayet sonraki ayeti okuyalım:

Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdır. Sizden kim onları dost edinirse o, onlardandır. Allah, zalimler toplumunu doğruya ve güzele kılavuzlamaz.

Maide Suresi, 51

Oysa birkaç ayet sonra, onlardan dinimizle eğlenenleri dost tutmamamız gerektiği anlatılır:

Ey iman edenler! Sizden önce kitap verilenlerden ve küfre sapanlardan, dininizi oyun ve eğlence edinenleri dost tutmayın. Eğer inanıyorsanız Allah'tan sakının.

Maide Suresi, 57

Ayrıca nasıl oluyor da Hristiyan ve Yahudileri dost tutamıyorsak, onlarla evlenebiliyoruz ki? Kuran'a göre bir Müslüman isterse onlardan biriyle evlenebilir. Tabiki üçleme yapıp açıkça şirke düşmemiş olanlarıyla...

Bugün size bütün temiz nimetler helal kılındı. Kendilerine kitap verilmiş olanların yemekleri size helaldir. Sizin yemekleriniz de onlara helaldir. Mümin kadınların iffetlileriyle, sizden önce kendilerine kitap verilmiş olanların iffetli hanımları da mehirlerini verdiğiniz takdirde; iffetinizi korumanız, zinadan uzak kalmanız ve şunu-bunu dost tutmamanız şartıyla size helaldir. İmanı tanımayıp nankörlük edenin ameli boşa gitmiştir. Ve o, ahirette de hüsrana uğrayanlardandır.

Maide Suresi, 5

Kuran’a göre elbette Allah’a ortak koşanları dost edinmemeliyiz. Eğer Maide 51’in öncesine ve sonrasına bakarsak, bu ayetlerde bahsedilen dost edinmemenin, Ehlikitap içerisindeki küfre sapanlar, azgınlık sergileyenler, Kuran’ı ve peygamberimizi beğenmeyenler, din ile dalga geçenler olduğunu anlayabiliriz. Yahudi ve Hristiyanlar ile evlenme izni olduğunu düşünürsek ve onlara da cennet vaat eden ayetleri hatırlarsak; Yahudi ve Hrsitiyanlar’ın hepsinin bir olmadığını, içerisinden iman edenler ve cennete girecekler olduğunu daha iyi anlayabiliriz. Örneğin, Maide 58’de bahsedilen olayda, Ehlikitap’ın, namaz çağrısını alaya aldıklarını görüyoruz. Ayetleri art arda okursak göreceğiz ki, Yahudi ve Hristiyanların, iman edenlere yaptıkları kötülükler anlatılmış. İşte böyleleridir dost olmamamız/uzak durmamız gerekenler. Bu ayetlerin hemen ardından (yani Hristiyan ve Yahudilerden azgınlık sergileyenler kötülendikten sonra), Maide Suresi 69. ayette ise Allah’a ve ahiret gününe inanıp iyi işler yapan Hristiyan ve Yahudiler için korku olmayacağı belirtilmiş (Maide Suresi 69. ayeti yukarda vermiştik). 

Kuran’da Hristiyan ve Yahudiler defalarca eleştirilir. Onlara, inanın, üçlemeyin, aşırılığa gitmeyin, kitabınızı uygulayın diye öğüt verilir. İşte birkaç örnek:

Ey ehlikitap! Dininizde aşırılığa gidip doymazlık etmeyin! Allah hakkında gerçek dışı bir şey söylemeyin! Meryem oğlu İsa Mesih, Allah'ın resulü ve kelimesidir. Onu, kendisinden bir ruhla beraber Meryem'e atmıştır. Artık Allah'a ve resullerine inanın. "Üçtür!" demeyin. Son verin, sizin için daha iyi olur. Allah Vâhid'dir, tek ve biricik ilahtır. Kendisi için bir çocuk olmasından arınmıştır O. Yalnız O'nundur göklerdekiler ve yerdekiler. Vekil olarak Allah yeter.

Nisa Suresi, 171

Eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve kendilerine indirilmiş olanı gerektiği şekilde uygulasalardı elbette ki hem üstlerinden hem ayaklarının altından rızıklanacaklardı. İçlerinde orta yolu izleyen bir topluluk var. Ama onların çoğunluğunun yapmakta olduğu ne kadar da kötü!

Maide Suresi, 66

De ki: "Ey Ehlikitap! Siz, Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni tam uygulamadıkça hiçbir şey değilsiniz." Rabbinden sana indirilen, onlardan birçoğunun küfür ve azlığını elbette artıracaktır. Küfre batan topluluk için tasalanma artık.

Maide Suresi, 68

Ehlikitap'ın küfre sapanlarıyla müşrikler, içinde sürekli kalıcılar olarak cehennem ateşindedirler. İşte onlardır yaratılmışların en şerlisi.

Beyyine Suresi, 6

Fakat onlardan bir azınlığın cennete gideceği de, bazı Müslümanların iddialarının aksine Kuran’da açık açık yazıyor:

Şu tartışılmaz bir gerçektir ki, insanların iman edenlere en şiddetli düşmanlık duyanlarını, Yahudilerle şirke batanlar bulursun. Şu da tartışılmaz bir gerçektir ki, insanların iman edenlere sevgide en yakın olanlarını "Biz Hıristiyanlarız" diyenler bulursun. Bu böyledir. Çünkü o Hıristiyanlar içinde derin araştırmalar yapan keşişler, kendini Allah'a adamış rahipler vardır. Ve onlar, kibre sapmazlar.

Resule indirileni dinlediklerinde farkına vardıkları gerçekten dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Şöyle derler: "Ey Rabbimiz, iman ettik. Artık bizi de gerçeğin tanıklarıyla birlikte kaydet."

"Rabbimizin bizi barışseverler arasına koymasını umup dururken, Allah'a ve bize gelen gerçeğe neden inanmayacakmışız?"

Böyle söyledikleri için Allah onları, altlarından ırmaklar akan cennetlerle lütuflandırdı. Sürekli kalıcıdırlar orada. İşte budur güzel davrananların ödülü.

Maide Suresi, 82-85

Kuran’da birçok ayette kitap verilenlerle iyi geçinmemiz, onları daima barışa davet etmemiz önerilir. Böylece, “Dinini değiştireni öldürün,” gibi meşhur hadislerin de uydurma oldukları bir de bu delillerle ortaya çıkmış oluyor. Şu aşağıdaki ayete göre hareket eden bir Peygamber “Dinini değiştireni öldürün,” hadisini söyler mi hiç:

Ehlikitap'la, en güzel olan yöntem dışında bir yolla mücadele etmeyin! Onların zulme sapanları müstesna. Şöyle deyin: "Bize indirilene de size indirilene de iman ettik; Tanrımız ve Tanrınız bir. Ve biz O'na teslim olanlarız."

Ankebut Suresi, 46

De ki: “Ey ehlikitap! Sizin ve bizim aramızda aynı olan şu söze gelin: Allah’tan başkasına kulluk etmeyelim, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım, Allah’ı bırakıp da birbirimizi rabler edinmeyelim.” Eğer yüz çevrilirse şöyle söyle: “Tanık olun, biz Müslümanlarız/Allah’a teslim olanlarız.”

Ali İmran Suresi, 64

Dini öğrenmek için Kuran yeterlidir. Eğer biz kendi hurafelerimizi haklı çıkarmak adına Kuran’dan başka kitaplara sarılmayı bırakırsak; Kuran’ın ne kadar açık, anlaşılır, akılcı ve aydınlık bir kitap olduğunu daha iyi görebileceğiz. Tüm bu delillerden sonra, Yahudi ve Hristiyanların cehennemlik olduğu iddiasını sürdürmek Allah’ın ayetlerini inkar etmek olmaz mı?

Ehlikitap’tan öyleleri var ki, Allah’a, size indirilene ve kendilerine indirilene inanırlar. Allah karşısında ürperirler; Allah’ın ayetlerini basit bir ücret karşılığı satmazlar. İşte bunlar için Rableri katında kendilerine özgü ödüller vardır. Allah, hesabı çabucak görüverir.

Ali İmran Suresi, 199